Çok Kutuplu Dünyada Silahsız Emperyalizm

Bu stratejinin bir adı yoktur, bir beyannamesi yoktur, bir hükümeti de bunu açıkça ilan etmemiştir. Bu da onun gücünün bir parçasıdır. İngiliz devlet geleneği, büyük stratejiyi büyük nutuk olarak değil, sessiz pratik olarak yürütür. Chatham House’un şu kuralı yönetim felsefesine dönüştürülmüştür: söylenenlerin sahibi olmadığında daha çok şey söyleyebilirsin.

Editör
Tarafından
25 Dakika Okuma

Ticaret Yolları, Piyasalar, Teknoloji Bağımlılığı, Diplomasi ve Londra’nın Görünmez Eli

Takdim

İran savaşı başladığından bu yana dünya medyası Hürmüz Boğazı’ndaki her tankeri, her füzeyi, her müzakere turunu mercek altına alıyor. Bu gazetecilik açısından anlaşılır; fakat jeopolitik açıdan yanıltıcı. Yakın plan, sahnenin kimin tarafından kurduğunu göstermiyor.

Trump’ın ABD’si çekilirken, Çin yükselirken, Rusya savaşırken, Körfez yatırım yaparken; herkes bu büyük aktörlere bakıyor. Ancak sahnede bir figür var ki görüntüde yok, ama her dekorda izi var. Ne BRI’nın (Kuşak ve Yol Girişimi) imzacısı, ne IMEC’in (Hindistan-Orta Doğu-Avrupa Ekonomik Koridoru) mimarı, ne de Development Road’un (Kalkınma Yolu) finansörü. Ama her birinin kritik düğümündeki memleketle derin ikili ilişki kurmuş.

Bu dosya tam bu boşluğu doldurmak için yazıldı. Bir kez daha mikroskopla bakmak için değil, geniş açılı objektiften yaşanan hadiselerin taraflarını tam mânâsıyla görebilmek için!

Giriş: Yanlış Soru

Dünya düzenini yönetmek için elde silah dikilmek gerektiği varsayımı, güçlerin nasıl gerçekten işlediğini anlamamızı engelleyen en köklü yanılgıdır. Tarihin en uzun ömürlü hegemonya düzenleri, sert gücün değil, başkalarının içinde hareket etmek zorunda kaldığı düzenin inşasına dayandı.

Birleşik Krallık bu gerçeği başka hiçbir devletin ödemediği bedelle öğrendi. 1947’de Hindistan, 1952’de Mısır’ın fiilî bağımsızlığı, 1956’da Süveyş’teki utanç, 1971’de Süveyş Doğusu’ndan çekilme… Her biri bir toprak kaybı, her biri imparatorluğun çözülmesinin bir halkası… Ancak bu çözülme sürecinde, dışarıdan bakıldığında görünmez olan başka bir şey inşa edildi: bayraksız, silahsız, sessiz bir idare nizamı.

Bu dosya şu soruyu soruyor: Birleşik Krallık bugün — 2026 itibarıyla — dünya ticaretinin güzergâh ülkelerinin, stratejik teknolojilerin ve global finans altyapısının tamamında eş zamanlı olarak nasıl var olmayı başarıyor? Ve bu varlık bir tesadüf mü, yoksa imparatorluk geçişinden öğrenilen dersin sistematik uygulaması mı?

Dosyanın ana argümanı şudur: BK, sert güç kapasitesindeki izafî gerilemeyi ‘yapısal güç’ inşasıyla telafi etmektedir. Komuta yerine vazgeçilmezlik. Toprak yerine altyapı. Ordu yerine bağımlılık mimarisi. Bunu teorize eden de bir akademisyen değil, İngiliz devlet aygıtının içinden çıkmış bir gözlemcidir.

I. İçeriden Bir Ses: Susan Strange ve Birleşik Krallık’ın Kendi Eleştirisi

Susan Strange’i bir akademik referans olarak sunmak, onu anlamanın yanlış yoludur. Strange, 1943’te LSE’den (Londra Ekonomi ve Siyaset Bilimleri Okulu) iktisat mezunu oldu; sonraki yıllarda The Economist ve The Observer’da muhabir, Beyaz Saray muhabiri ve BM çevresinde gazetecilik yaptı. 1965-1976 yılları arasında Chatham House’da (İngiltere’nin dış politika seçkinlerinin düşünce kulübünde) kıdemli araştırmacıydı. LSE’de ilk IPE (Milletlerarası Politik Ekonomi) bölümünü kurdu. British International Studies Association’ı bizzat örgütledi.

Bu özgeçmiş önemlidir çünkü Strange, İngiliz devlet aygıtının dışından değil, içinden bakıyordu. Chatham House, Dışişleri Bakanlığı, Hazine ve City’nin birlikte düşündüğü ortamdı. Strange bu ortamın hem ürünüydü hem eleştirmeniydi — ama teorisi boşlukta değil, İngiliz devlet mantığının ta içinde oluştu.

1971’de yayımlanan ‘Sterling and British Policy: A Political Study of an International Currency in Decline’, (Sterling ve İngiliz Politikası: Milletlerarası Bir Para Biriminin Düşüşüne Dair Siyasî Bir Mülahaza) – Chatham House yayını, Oxford University Press baskısı- şu teşhisi koyuyordu: BK’nın gerilemesi, askerî yenilgiden değil, sterlinin rezerv para statüsünü gereğinden uzun süre korumanın yarattığı kronik politika yanılgısından kaynaklanıyordu. Elitler, gerçekte sahip olmadıkları bir rolü sürdürmeye çalışırken hem ekonomiyi hem de gerçek etki araçlarını harcadılar.

1988’de yayımlanan ‘States and Markets’ta (Devletler ve Piyasalar) Strange, güç analizini yeniden çerçeveledi. Güç iki biçimde işler: karşılıklı ilişkilere dayanan güç (A’nın B’yi istemediği şeyi yaptırması) ve yapısal güç (diğer tüm aktörlerin içinde hareket etmek zorunda kaldığı çerçeveyi belirleme kapasitesi). Yapısal güç dört sütun üzerinde yükselir: güvenlik, üretim/teknoloji, finans ve bilgi.

Strange’in kilit tespiti şuydu: ABD, 1980’lerde askerî üstünlüğünü yitiriyor görünse de gerçekte bu dört yapısal alandaki konumunu koruyordu. Statik güç göstergelerine (asker sayısı, GDP) bakan analistler hegemonyayı öldü ilan ederken Strange, asıl gücün bu göstergelerle ölçülmediğini söylüyordu.

Bu çerçeve, bugün Birleşik Krallık’ın tutumunu anlamlandırmak için olağanüstü bir araç sunmaktadır. BK’nın yapısal güç pozisyonuna bakıldığında tablo şöyle görünüyor:

Güvenlik YapısıAUKUS, Five Eyes, NATO liderliği, Körfez savunma anlaşmaları, UKMTO (Hürmüz deniz güvenliği izleme merkezi)
Üretim/Teknoloji YapısıBAE Systems (KAAN gövdesi), Rolls-Royce (Türkiye/Hindistan motor), GCAP (6. nesil), BK-Hindistan TSI (yarı iletken, YZ, kuantum)
Finans YapısıLondra Borsası, City (küresel döviz ve sigorta merkezi), İngiliz hukuku (küresel ticaret sözleşmeleri), Londra Metal Exchange
Bilgi YapısıGCHQ/Five Eyes, Oxford-Cambridge-LSE, BBC World Service, İngilizce, ortak hukuk geleneği

Strange’in teorisi bir öngörü değil, bir gözlemdi. BK’nın toprak kaybederken inşa ettiği bu dört yapısal konumu, onun çerçevesiyle en net biçimde görünür hale gelir. Teori, İngiliz devletinin kendi kendine tuttuğu bir aynadan doğdu.

II. Tarihî Refleks: 1945-1971 Geçiş Modeli

İkinci Dünya Savaşı’ndan çıkan Birleşik Krallık, fiilen mağlup bir galipti: para bitti, borç birikmişti, imparatorluğun ağırlığını taşıyacak kapasite tükenmişti. Ancak bu döneme, İngiliz dış politikası açısından yalnızca bir çöküş hikâyesi değil; sonraki onlarca yıl boyunca sürecek bir modelin sessizce tasarlandığı eşik gözüyle bakılmalıdır.

1945-1971 arasında yaşananları yalnızca kayıplar üzerinden okumak yanıltıcıdır. Hindistan’ın bağımsızlığı (1947) ile birlikte İngiliz Milletler Topluluğu resmî bir çerçeve olarak yerleşti; ortak hukuk, İngilizce ve müesseseleşmiş miras sürdü. Mısır’dan çekilme (1954) ve Süveyş krizi (1956) bayrağın inişini sembolize ediyordu, ancak Süveyş Kanalı şirketi zaten İngiliz finans çevrelerinin portföyündeydi ve global deniz sigortasının merkezi Londra’da kalmaya devam etti. 1967’de sterlin devalüasyonunu Strange’in analizi ile oku: ‘top currency syndrome’ (rezerv para birimi sendromu); güç olmadığı halde güçlü para rolünü oynamak, tam da bu yıl sonuçlarını verdi. Ama sterlin bölgesi yavaşça çözülürken City, farklı bir merkez olarak kendini yeniden kurgulamaya başladı. 1971’de Süveyş Doğusu’ndan çekilme, Körfez emirliklerinin İngiliz himayesini resmî olarak sona erdirdi. Ancak Bahreyn’de deniz üssü kaldı; Körfez hukuk sistemleri İngiliz ortak hukukunu referans almayı sürdürdü; Birleşik Arap Emirliği Merkez Bankası’nın ilk statüsü İngiliz hukukçular tarafından kaleme alındı.

Model şudur: BK, her coğrafyadan geri çekilirken fiilî varlığın yerini müessese, finans ve hukukî altyapıyla ikâme etti. Bayrak indi; ama düzeni idare eden çerçeve kaldı. Bu çerçevenin adı imparatorluk değildi artık; ticaret, hukuk, eğitim ve finans ağıydı. Bakımını gerektirirdi ama askerî bütçe ve ordu gerektirmezdi.

Bu dönemin fark edilmesi güç bir özelliği daha vardır: BK’nın çekilmesi büyük çoğunlukla müzakere edilmiş çekilmeydi. Hindistan’la Commonwealth ortaklığı, Pakistan’la askerî bağlar, Körfez emirlikleriyle ikili güvenlik anlaşmaları, Singapur’la savunma çerçevesi — bunların hepsi statüyü değiştirirken ilişkiyi koparmayan geçiş mekanizmalarıydı.

Bu model bugün farklı bir dille ama aynı mantıkla işletiliyor.

III. Ticaret Yollarının Haritası: Her Köşede Olmak

Günümüzde dünya ticaretini yeniden şekillendirecek dört rakip koridor projesi eş zamanlı yürütülmektedir. Bu koridorların güzergâhı üzerindeki ülkelerin haritasına bakıldığında, BK’nın hiçbirinin resmî mimarı olmadığı ancak her birinin kritik düğümündeki ülkelerle ikili ilişki kurduğu görülmektedir.

A. Dört Koridor, Bir Harita

Kuşak ve Yol (Çin)Çin → Orta Asya → Pakistan/İran → Türkiye → Avrupa. BK’nın Çin ile Kapsamlı Stratejik Ortaklığı ve £15 milyar yatırım taahhüdü bu güzergâhın başındaki ülkeyle bağ kuruyor.
Hindistan-Orta Doğu-Avrupa Ekonomik Koridoru (ABD/Hindistan)Hindistan → BAE → Suudi Arabistan → İsrail → Yunanistan/İtalya → Avrupa. BK’nın Hindistan FTA’sı ve Suudi Great Futures çerçevesi bu güzergâhın doğu ve güney düğümlerini tutuyor.
Kalkınma Yolu (Türkiye/Irak)Al Faw Limanı (Basra) → Bağdat → Türkiye → Avrupa. BK’nın £8 milyarlık Eurofighter anlaşması ve ikili savunma çerçevesi bu güzergâhın kuzey terminalini tutuyor.
Orta Koridor (Trans-Hazar)Çin → Kazakistan → Hazar → Azerbaycan → Türkiye → Avrupa. Türkiye ve Azerbaycan, Starmer’ın ziyaret listesinde; Powell Türk-Kürt sürecinin mimarlarından.

Bu tablonun ortaya koyduğu şey dikkat çekicidir: BK hiçbir koridorun ne G20 imzacısı ne de resmî sponsoru değildir. Ama her koridorun üzerindeki en az bir kritik aktörle derin ikili ilişki kurmuştur. Bu pozisyon, belirli bir koridorun kazanması durumunda dahi BK’nın masada olmasını garanti etmektedir.

B. Hürmüz Boğazı: Güvenlik Bilgisinin Kontrolü

Mart 2026 itibarıyla ABD-İran savaşıyla birlikte Hürmüz Boğazı fiilen kilitlendi. Dünya petrolünün yaklaşık beşte biri bu dar geçitten akıyordu. Bu kriz sırasında uluslararası deniz ticaretinin güvenlik uyarılarını yayımlayan kurumun adı dikkat çekicidir: UKMTO (Birleşik Krallık Deniz Ticareti Operasyonları) UKMTO, Körfez, Hürmüz ve Arap Denizi’ndeki tüm ticari gemilere güvenlik bülteni yayımlayan BK’nın deniz güvenliği izleme merkezidir. Hangi geminin tehlike altında olduğunu, hangi rotanın güvenli olduğunu, hangi koordinatlarda saldırı gerçekleştiğini dünyaya bildiren bu kurumdur. Kriz sırasında hangi bilginin, ne zaman, nasıl çerçevelendiğine karar veren BK’dır.

Bu sembolik değil, operasyonel bir güçtür. Sigorta şirketleri UKMTO bültenlerine göre prim belirler; gemi sahipleri bu bültenlere göre rota değiştirir; devletler bu verilere göre politika kararı alır. Silah yoktur ortada. Sadece bilgi altyapısı vardır. Ve bu altyapı Londra’dadır.

Strange’in ‘yapısal güç’ kavramını en doğrudan müşahaslaştıran misal budur: Hürmüz krizinde deniz güvenliği bilgisini üreten ve dağıtan merkez, BK’dır. Bu kolu kesmek imkânsızdır — çünkü hiçbir devlet, kendi ticaret gemilerine gelen tehditleri göz ardı edemez.

C. İran Faktörü: Boğazın Sahibiyle Açık Kanal

Bu bağlamda BK’nın İran ile sürdürdüğü gizli kanal kritik bir anlam kazanmaktadır. Hürmüz’ü fiilen kontrol eden İran ile müzakere kanalını açık tutan, IRGC’yi (İran Devrim Muhafızları Ordusu) terör örgütü ilan etmeyerek diplomatik bağı koruyan tek Batılı büyük güç BK’dır. Bu, hem eleştiri hem de şuurlu bir stratejik tercihtir: boğazın sahibiyle konuşabilmek, boğaz güvenliğini yönetme kapasitesinin ön şartıdır.

Kanal Jonathan Powell üzerinden işler. Gizli Cenevre nükleer müzakerelerine BK Ulusal Güvenlik Danışmanı olarak katılan Powell, aynı zamanda İran savaşı sürecinde Pekin’de Çin ile koordinasyon yapıyor. Çin, İran’ın hem ekonomik hem de diplomatik ortağıdır. BK, bu üçgen içinde bağlantı noktasıdır.

IV. Teknoloji Bağımlılığı: Silahtan Daha Derin Bir Zincir

Askerî bağımlılık görünürdür ve kırılabilir; silah tedarikçini her zaman değiştirebilirsin. Teknoloji bağımlılığı ise sessizdir ve çok daha yapısaldır. Bir memleketin kendi savaş uçağının gövdesini tasarlamayı öğrenmesi, motoru geliştirmesi, aviyoniği entegre etmesi için gereken süreçte, bu bilgiyi elinde tutan ortağa sıkı sıkıya bağlı kalırsın.

BK’nın bu alandaki stratejisi üç ülkede somutlaşmaktadır.

A. Türkiye: KAAN’ın Anatomisi

KAAN, Türkiye’nin ‘yerli ve millî’ savaş uçağı olarak sunulmaktadır. Ancak programın teknik anatomisi farklı bir tablo ortaya koymaktadır:

2015 — Gövde TasarımıTürkiye’nin Savunma Sanayii Başkanlığı, KAAN programının tasarımına destek vermesi için BAE Systems’ı seçti.
2017 — £100 milyonBAE Systems ile TAI arasında yaklaşık 100 milyon sterlinlik mühendislik destek anlaşması imzalandı. Theresa May’in Ankara ziyareti sırasında.
2017 sonrasıRolls-Royce, Kale Group ile ortak girişim (TAEC) kurarak motor geliştirmeye dahil oldu.
GünümüzPrototipler GE F110 motoruyla uçuyor. Yerli motor (TF35000) 2032 hedefli. O tarihe kadar teknoloji bağımlılığı sürecek.
Eş zamanlı£8 milyarlık Typhoon anlaşması: KAAN hazır olana kadar BK-Türkiye hava gücü entegrasyonunu sağlam tutacak köprü platform.

Bu tablo şunu gösteriyor: Türkiye’nin gelecek 30 yıllık hava gücünün teknolojik iskeletinde BK parmaklarının izi var. KAAN’ın gövde aerodinamiği BAE Systems deneyimiyle şekillendi; motoru Rolls-Royce ortaklığı olmadan hedef süreye yetişemeyebilir. Bu kolu kesemezsin çünkü kestiğinde kendi programının geleceğini de kesmiş olursun.

Bir eleştirmen şunu söyleyebilir: ‘Bu ticarî bir ilişki, stratejik bir bağımlılık değil.’ Breaking Defense’in tespiti bu itirazı yanıtlıyor: Typhoon anlaşması Türkiye’ye ‘zaman, eğitim sürekliliği ve kaldıraç’ kazandırıyor. Ama Ankara’nın ‘kendi yoluna gitmesini’ kolaylaştıran bu ilişki, BK savunma sanayiini Türkiye’nin savunma mimarisine mündemiç kılıyor. Bu ticaret değil, bağımlılık mimarisidir.

B. Hindistan: Yedi Kritik Teknolojide Ortak

Temmuz 2024’te imzalanan BK-Hindistan Teknoloji Güvenliği Girişimi (TSI) yedi kritik teknoloji alanını kapsıyor: telekomünikasyon, kritik mineraller, yarı iletkenler, yapay zekâ, kuantum teknolojisi, biyoteknoloji ve ileri malzemeler. Bu girişim her iki ülkenin Ulusal Güvenlik Danışmanları tarafından yönetiliyor — yani BK tarafında doğrudan Powell koordinasyonunda.

Rolls-Royce, Hindistan’ın yerli savaş uçağı motoru geliştirme programına (JEACT) dahil oldu; dijital mühendislik platformlarıyla geliştirme sürelerini kırk yüzde kısaltması bekleniyor. Tata ve Mahindra, Rolls-Royce ile ortak yapılar kuruyor. GCAP’ın (Global Combat Air Program) altıncı nesil teknoloji sızıntılarının Hindistan’a ulaşması planlanıyor.

Bu tablo da aynı mantıkla işliyor: Hindistan kendi teknolojik hakimiyetini inşa ederken BK’nın bilgi ve mühendislik altyapısına yaslanıyor. İlişki karşılıklı çıkara dayanıyor, ancak bilgiyi üreten taraf bağımlılığın mimarı konumunda.

C. Körfez: Tecrübe Aktarımı

Körfez ülkeleri petrodolarlarını teknoloji hakimiyetine dönüştürmeye çalışıyor. Suudi Arabistan 2025’te YZ sektörüne 14,5 milyar dolar taahhüt etti; BAE 25 milyar dolarlık YZ altyapısı fonu kurdu. Bu dönüşümde BK’nın rolü doğrudan teknoloji sağlayıcısından çok bilgi transferidir: Cambridge University Press Riyad’da ofis açtı, London Business School Suudi Arabistan’a kampüs kuruyor, HSBC Suudi Arabistan merkez üssünü Kral Abdullah Finans Bölgesi’ne taşıdı, İngiliz hukuku Vision 2030 projelerinin sözleşme referansı. Suudi Kamu Yatırım Fonu, 2025’te Londra Borsası aracılığıyla 39,2 milyar dolar topladı ve Heathrow Havalimanı’nın yüzde 15’ini satın aldı.

Bu işlemler yalnız finansla alakalı değil. Bilginin — hukuk, muhasebe, denetim, eğitim — nasıl işletildiğini öğrenmek, bu bilgiyi elinde tutarak yapıları bağımlı kılmaktır.

V. Powell: Teoriyi İşleten Adam

Suzan Strange teoriyi formüle etti; Powell onu sahada tatbik ediyor. Bu karşılaştırma abartılı görünebilir; biri 1998’de hayatını kaybetmiş bir akademisyen, diğeri aktif bir devlet görevlisi. Ama ikisi arasındaki bağ düşünüldüğünden daha derindir: her ikisi de aynı gelenekten, aynı zihniyet mirasından geliyor.

Powell, 1997-2007 yılları arasında Tony Blair’in baş danışmanı ve Kuzey İrlanda Barış Süreci’nin baş müzakerecisiydi. Bu tecrübeleri ‘Teröristlerle Konuşmak’ (Talking to Terrorists) adıyla kitaplaştı. Devletlerin resmî kanallarla ulaşamadığı aktörlerle, görünmez kanallar aracılığıyla müzakere etmek mümkündür ve zaman zaman gereklidir. Bu, ideolojik bir yargı değil, pratik bir tutumdu.

2011’de kurduğu Inter Mediate NGO’su (Devlet Dışı Organizasyon) bu felsefenin müesseseleşmiş ifadesidir. Kendi beyanına göre ‘gizli kanallar kuran’ bir yapıdır; Whitehall kaynaklarına göre ‘özünde dışarıdan kiralanan istihbaratçılar ve ajanlar, siyasî liderler ve silahlı gruplarla arka kapı müzakereleri yürütenler.’ 2024’te Kasım ayında Ulusal Güvenlik Danışmanı olarak atandı — HTŞ’nin Şam’ı devirdiği günlerden hemen önce.

A. Powell’ın Faaliyet Haritası: 2025-2026

Aşağıdaki tablo, doğrulanmış kamuya açık kaynaklara dayanan Powell faaliyetlerini özetlemektedir:

Suriye / 2021-2024Inter Mediate aracılığıyla HTS lideri el-Şara ile temas; grubun ‘sivil siyasete geçişi’ için çalışmalar. İki Inter Mediate danışmanı, 2025’te Şam’daki Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda ofis tutmaktadır.
PKK-Türkiye / 2025PKK’nın silah bırakma kararından önce Powell İstanbul’daydı. Birden fazla kaynak PKK’yı ikna eden kişinin Powell olduğunu aktarıyor.
Çin / Temmuz 2025Wang Yi ile Pekin’de görüşme; ‘dünya barışı ve istikrarını birlikte teşvik etmek’ çerçevesinde kapsamlı stratejik ortaklık tartışması.
İran / Mart 2026The Guardian: Cenevre’deki ABD-İran nükleer müzakerelerine gizlice katıldı. Değerlendirmesi: diplomatik çıkış mümkündür.
Çin / Mart 2026İran savaşını sona erdirme stratejisi için Pekin’de gizli görüşmeler. Çin CCTV bu görüşmeleri doğruladı.
Hindistan / 2025Jaishankar ile ikili görüşme. TSI müzakerelerinde NSA düzeyinde koordinasyon.
BAE / 2025Şeyh Abdullah bin Zayed ile Al Şati Sarayı’nda görüşme.
Ukrayna / 2025Kyiv ziyareti; Ukrayna müzakere heyetiyle görüşme.

Bu listenin öne çıkardığı şey şudur: Powell, birbirleriyle çatışan çıkarlara sahip aktörler arasında aynı anda birden fazla kanalda faaliyet göstermektedir. Çin ile konuşurken İran konusunu işlemekte, Suriye’de hükümet kurarken Türk-Kürt dengesini yönetmekte, Körfez’de güvenlik mimarisi tartışırken Hint Okyanusu’nda teknoloji ortaklıkları müzakere etmektedir.

B. NGO Örtüsünün Stratejik Fonksiyonu

Inter Mediate’in NGO statüsü bir zayıflık değil, stratejik bir avantajdır. BK, resmî diplomat göndermesinin imkânsız olduğu ortamlara — yasaklı gruplar, yaptırım altındaki devletler, çatışma içindeki aktörler — bu örtü aracılığıyla erişim sağlamaktadır. Bu aynı zamanda parlamenter denetimin dışında kalmayı mümkün kılmaktadır.

Muhalefet bu yapıyı ‘dışarıdan kiralanan ajanlar’ olarak nitelendirerek meclis soruşturması açılmasını talep etti. Powell seçilmemiş bir danışman olarak parlamenter hesap verebilirliğe tabi değildir. Dışişleri Bakanı Lammy arka planda kalırken Powell sahada. Türk kaynağın tespiti: ‘Powell Ortadoğu’da Lammy’den daha önemli bir rol oynuyor.’

Powell, Strange’in teorisini hayata geçiriyor: yapısal gücü inşa eden altyapı — kanallar, ilişkiler, müzakere kapasitesi — resmî devlet hiyerarşisinin görünür katmanlarında değil, bunların altında ya da yanında işlemektedir. Bu katmanın koordinatörü, seçilmemiş, hesap verebilir olmayan, ama son derece güçlü bir figürdür.

VI. Finans Altyapısı: Görünmez El

Londra’nın global finans merkezi statüsü üzerine çok şey yazıldı. Ama bu statünün yapısal güç boyutu yeterince incelenmedi. Londra yalnızca para akışlarının geçtiği bir merkez değil; bu akışların çerçevelendiği, fiyatlandırıldığı ve hukukî olarak tanımlandığı yerdir.

Londra BorsasıSuudi Kamu Yatırım Fonu 2025’te 39,2 milyar dolar topladı. Körfez varlık fonları için birinci sermaye erişim noktası.
City — SigortaLloyd’s of London. Deniz sigortasının global merkezi. UKMTO uyarıları Lloyd’s primlerini doğrudan etkiliyor.
Londra Metal ExchangeBakır, alüminyum, çinko, nikel, kalay, kurşun — küresel metal fiyatları buradan belirleniyor. Kritik mineraller jeopolitiğinde referans nokta BK’da.
İngiliz HukukuDünya ticarî sözleşmelerinin büyük çoğunluğu İngiliz hukuku referansı taşıyor. Her anlaşmazlıkta Londra tahkim mahkemeleri devreye giriyor.
Döviz PiyasasıLondra global döviz işlemlerinin yaklaşık yüzde kırkını barındırıyor — dolar işlemleri de dahil.

Bu tablo şunu gösteriyor: paranın milliyeti değişebilir, yatırımın kaynağı farklılaşabilir; ama kuralları Londra’da belirler. Suudi petrodolarları, Çin yatırımları, Körfez varlık fonları, İran bağlantılı varlıklar; hepsi bir noktada BK’nın finans altyapısından geçmek zorunda kalmaktadır. Bu geçişten yararlanan sistem BK’nın kendisidir.

VII. İç Paradoks Ve Kırılma Noktaları

Bu dosya BK’nın her şeyi başardığını söylemiyor. Yapısal güç stratejisi hem işe yarar hem de kendi içinde çelişkiler taşır.

İlk çelişki: Teknoloji ortaklıkları bir gün ters dönebilir. KAAN’ın gövdesi BAE Systems mühendisliğiyle şekillendi; ama Türkiye bu programı yirmi yıl içinde bağımsız ihracat kapasitesine dönüştürmeyi hedefliyor. O süreç tamamlandığında Türkiye’nin BK’ya olan teknoloji bağımlılığı azalmış olacak. Bağımlılık mimarisi bu tür bir zaman sınırına tabidir.

İkinci çelişki: AUKUS ve Çin ortaklığı eş zamanlı tutulmaz. BK, hem Avustralya-ABD nükleer denizaltı programının ortağı hem de Çin ile kapsamlı stratejik ortaklık arayışında. Bunların bir kırılma noktasına ulaşması — Tayvan meselesi, teknoloji ihracat kısıtlamaları — BK’yı seçim yapmak zorunda bırakacak.

Üçüncü çelişki: Türkiye’ye verilen teknoloji Batı aleyhine kullanılabilir. Türkiye NATO üyesidir; ancak Hakan Fidan’ın söylemi ve Erdoğan’ın stratejik özerklik hedefi, BK’dan edinilen sistemlerin her zaman Batı çıkarlarıyla uyumlu biçimde kullanılmayacağını göstermektedir.

Dördüncü çelişki: Her bağımlılık ilişkisi çift yönlü çalışır. Suudi PIF Heathrow’da hisse sahibiyse BK, Suudi politikasında belirli eşikleri aşmakta zorlanır. Körfez yatırımları Londra Metal Borsa’sının istikrarına dayanıyorsa BK, bu ilişkileri bozan politikalardan kaçınmak zorunda hisseder. Bağımlılık sağlamak, bağımlı kılınmak anlamına da gelir.

Bu çelişkiler stratejinin var olmadığını değil; onun gerçek sınırlarını göstermektedir. İmparatorluk geçmişinden öğrenilen ders, bu çelişkileri ortadan kaldırmaz. Yönetilebilir kılar; ancak yönetilemeyen noktalar her zaman mevcut olmaya devam edecektir.

VIII. Sonuç: Komuta Değil, Vazgeçilmezlik

1971’de Susan Strange, Chatham House araştırmacısı sıfatıyla şunu yazıyordu: BK’nın gerilemesi, gerçekte sahip olmadığı bir rolü sürdürmeye çalışmanın bedeliydi. Bu teşhis doğruydu. Ancak Strange’in göremediği şey — yahut görmezden geldiği şey — bu gerilemenin ardında yürütülen sessiz yeniden konumlanmaydı.

Bugün Birleşik Krallık, Strange’in yteorisini bir eleştiri olarak değil, bir reçete olarak uyguluyor gibi görünmektedir. Yapısal gücün dört sütunu — güvenlik, üretim/teknoloji, finans ve bilgi — her birinde BK, ölçülü ama kalıcı konumda bulunmaktadır. UKMTO Hürmüz’ü izliyor. BAE Systems Türkiye’nin beşinci nesil uçağını tasarlıyor. Londra Borsası Körfez petrodolarlarını işliyor. Powell görünmez kanallarla her çatışma bölgesinde arabulucu işlevi görüyor.

Bu stratejinin bir adı yoktur, bir beyannamesi yoktur, bir hükümeti de bunu açıkça ilan etmemiştir. Bu da onun gücünün bir parçasıdır. İngiliz devlet geleneği, büyük stratejiyi büyük nutuk olarak değil, sessiz pratik olarak yürütür. Chatham House’un şu kuralı yönetim felsefesine dönüştürülmüştür: söylenenlerin sahibi olmadığında daha çok şey söyleyebilirsin.

Bunun adı Pax Britannica değildir artık. İmparatorluk bitti. Ama imparatorluğun öğrettikleri; toprak yerine hukuk, ordu yerine finans, komuta yerine bağımlılık mimarisi sürmektedir. Ve bu mirası koruyup geliştiren kurumlar — Chatham House, LSE, City, BAE Systems, Rolls-Royce, GCHQ, Inter Mediate — birbirleriyle örtüşen, birbirini tamamlayan, birbiriyle konuşan bir ekosistem oluşturmaktadır.

Susan Strange bu ekosistemi içeriden gördü ve adını koydu: yapısal güç. Jonathan Powell bu ekosistemi içeriden işletiyor ve adını koymaktan kaçınıyor. İkisi arasındaki bu fark, İngiliz devlet geleneğinin özüdür.

Nihai saptama: Üzerinde güneş batmayan imparatorlukları çözülen İngilizler, bu çözülme sürecinde öğrendiklerini bugün tatbik ediyorlar. Müttefiklerine teknoloji satıyor ve bu satışla kendilerine bağımlı kılıyorlar. Ticaret koridorlarının her kritik düğümündeki ülkeyle ilişki kuruyor ve vazgeçilmez oluyor. Boğazları izliyor ve dünya ticaretinin güvenlik bilgisini üretiyor. Para akışlarının çerçevesini tutuyor ve global finans altyapısının merkezinde kalıyorlar. 

Başlıca Kaynaklar ve Referanslar

Susan Strange, States and Markets: An Introduction to International Political Economy (Pinter, 1988) · Susan Strange, Sterling and British Policy (Oxford University Press for RIIA, 1971) · Susan Strange, The Retreat of the State (Cambridge University Press, 1996) · KAAN/TF-X Wikipedia arşivi (Mart 2026) · Breaking Defense — ‘London’s Eurofighter Sale to Turkey’ (Kasım 2025) · Carnegie Endowment — ‘The India-UK Technology and Security Initiative’ (Ocak 2026) · Wikipedia — IMEC, Iraq Development Road, Strait of Hormuz Crisis 2026 · Container-mag.com — ‘Dual Chokepoint Crisis’ (Mart 2026) · Logistics Middle East — ‘Trade, Disruption, and the Corridors’ (Mart 2026) · The National (Abu Dhabi) — Jonathan Powell profili (Temmuz 2025) · Al Majalla — Powell: UK’s Ultimate Fixer (Temmuz 2025) · Middle East Eye — Syria/Powell/HTS (Aralık 2025) · Syrian Observer — ‘Britain’s Hidden Hand in Syria’ (Mayıs 2025) · UKMTO resmi uyarı arşivi · GOV.UK — Saudi-UK Strategic Partnership Council Joint Statement (Eylül 2025) · Chatham House — ‘Competing Visions of International Order’ (Mart 2025) · SEPAD — Susan Strange Theory Summary · LSE History — Susan Strange biography

ETİKETLENDİ:
Bu Makaleyi Paylaş
Yorum yapılmamış